6. Filo “Defol”madı, Sadece Kıyafet Değiştirdi: Modern Bir Esaretin Anatomisi

Boğaz’ın suları hâlâ aynı koyu mavi tonda akıyor ama dalgalar artık o eski vakur zincir sesini değil, derin ve sessiz bir teslimiyetin uğultusunu taşıyor. Takvimler 1969 Şubat’ını gösterdiğinde Dolmabahçe önünden yükselen “6. Filo Defol!” haykırışı, sadece boğazı inleten bir ses değildi; o, bir kuşağın haysiyet beyanı, bir milletin onuru ve emperyalizmin küstah suratına inen tarihi bir tokattı. O gün denizciler, öğrenciler, işçiler ve köylüler aynı ateşle yanıyordu: “Bu vatan bizim, bu deniz bizim, bu gelecek bizim!” Savaş gemileri o gün çekilmek zorunda kaldı. Ancak bu bir gidiş değil, bir geri çekilme ve sinsi bir dönüşümün başlangıcıydı. Emperyalizm aptal değildir; o gün anladı ki, bu halkı tankla, tüfekle, dev gemilerle yenemeyecekti. O da en tehlikeli, en görünmez silahını kuşandı: Zaman ve sistemli bir unutturma operasyonu.

Zamanın Hainliği ve Hafızanın Tasfiyesi

Zaman, tarihin en büyük hainidir. Önce sesleri kısar, sonra safları seyreltir, en sonunda ise toplumsal hafızayı bir karadelik gibi yutar. 1971’in 12 Mart muhtırası, 1980’in kanlı 12 Eylül darbesi, 90’ların ruhsuzlaştıran özelleştirme fırtınası, 2000’lerin 'Ilımlı İslam' ve 'Küreselleşme' tuzakları... Her on yılda bir, bu milletin boynuna yeni bir halka eklendi. Ama bu zincirler artık demirden değil, görünmez dijital bağlardan yapılıyordu.

68 kuşağı, tam bağımsızlık ve devrim hayaliyle şafak vaktini beklerken; arkalarından gelen nesiller 'kariyer', 'marka', 'like' ve 'influencer' kelimelerinin ninnisiyle uyutuldu. Okul bahçelerinde artık 'Kahrolsun emperyalizm!' diye yumruk sıkılmıyor; 'Hangi yurt dışı bursunu alıp bu ülkeden kaçarım?' sorusu soruluyor. Kitaplar kütüphane raflarında küflenirken, sokaklar boşaldı ve o eski vakur direniş ruhu, AVM’lerdeki 'Black Friday' indirim kuyruklarına hapsedildi.

'Defol'dan 'Defolu'ya: Bir Neslin Deformasyonu

İşte bu süreçte o meşhur 'defol' kelimesi kendi içinde kıvrıldı ve gençliğin üzerine bir etiket gibi yapıştı: Gençlik artık 'defolu' hale getirildi. Çünkü emperyalizm artık sadece gri savaş gemileriyle gelmiyor; cebimizdeki algoritmalarla, akşam izlediğimiz Netflix dizileriyle, her köşe başında açılan Starbucks şubeleriyle, kredi kartı limitleriyle ve ruhumuzu emen TikTok akışlarıyla geliyor.

Bir nesil, gerçek 'özgürlüğü' değil, sadece 'tüketme özgürlüğünü' öğrendi. 'Bağımsızlık' kelimesi, 'bağımsız içerik üreticisi' olmaya indirgendi. Dün bir genç, cop yediği için, haksızlığa göğüs gerdiği için gurur duyardı; o soğuk hapishane duvarlarını birer madalya gibi taşırdı. Bugün ise aynı genç, sistemin ona sunduğu o sahte 'rahat hayat' için sessiz kalmayı, hatta kendisine pranga vuran bu sistemi çılgınca alkışlamayı tercih ediyor.

Soft Power: Ruhun Sömürgeleştirilmesi

Emperyalizm bayrağını indirdi ama o bayrağı indirenlerin torunlarını kendi kültürel hegemonyası altına aldı. 'Soft Power' dedikleri şey işte bu kadar korkunçtur: Seni dövmez ama seni kendi rengine boyar; seni hapse atmaz ama seni kendi diliyle konuşturup kendi hayallerini sana rüya diye pazarlar. Artık savaş gemilerine gerek yok; iPhone’un yeni modeli, 'sürdürülebilir moda' adı altında satılan köle emeği ürünleri ve 'story' paylaşma çılgınlığı, binlerce tanktan daha etkili birer işgal aracıdır.

Daha acısı ise bu deformasyonu yapanların sadece dışarıdan gelmemesidir. İçerideki işbirlikçiler, 68’in mirasını sömüren sahte solcular, cumhuriyetçilik maskesiyle nutuk atanlar... Hepsi aynı çarkın dişlileri. Gerçek direnişi 'sosyal medya aktivizmi' ile pasifize edenler, gençliği 'beğeni devrimi' gibi içi boş illüzyonlarla oyalıyorlar. 6. Filo’nun gemileri fiziksel olarak gitti ancak yerine gelen 'demokratikleşme paketleri', 'AB uyum yasaları' ve 'NATO bağımlılığı' zincirleri artık daha kalın ve daha görünmez.

Hikâyenin Devamını Yazacak Mıyız?

Zaman bu ihaneti öyle ustaca işledi ki, kimse aradaki farkı anlamadı. 68’li dede, torununa 'Biz o günlerde tam bağımsızlık için...' diye başladığında, torun kulaklığını takıp 'Tamam dede, çok duyduk bu hikâyeleri' diyor. Evet, artık bu sadece bir hikâye. Çünkü bu hikâyenin devamı yazılmadı. Yazılmadı çünkü kalem tutması gereken eller ekran kaydırıyor, haykırması gereken sesler 'beğeni' peşinde sönümleniyor, direnecek yürekler ise ya korkudan ya da konfor alanının uyuşukluğundan pas tuttu.

Bu bir tesadüf değil, bu yüzyıllık bir planın son aşamasıdır: Kendi düşmanını, kendi sistemine aşık evlatlara dönüştürmek. Gençliğin büyük bir kısmının 'geleceğim yok' derken aynı zamanda 'mutluluk' pozu vermesi, bu trajedinin en net resmidir.

Diriliş Tohumu

Ama unutmayalım; her deformasyon, en derin yerinde bir dirilişin tohumunu da gizler. Defolu olan tamir edilebilir, deforme olan yeniden forma sokulabilir. Yeter ki o eski ateş, konforun ve ekranların o sahte parıltısının altında hâlâ bir kor halinde saklı kalsın. Yeter ki bir gün, yeni bir kuşak çıkıp '6. Filo Defol!'un aslında ne demek olduğunu; bunun sadece gemilere değil, o gemilerin temsil ettiği tüm zihniyete, sömürüye ve kültürel işgale karşı bir duruş olduğunu hatırlasın.

Toplumsal sorumluluk, geçmişin küllerine bakıp ağlamak değildir. Geçmişin o kor ateşini bugünün dondurucu rüzgârına karşı korumak ve o ateşi yarının gençliğine, daha gür yanması için devretmektir.

Şimdi sıra bizde. Sıra; defolu olanı değil, bizi deforme eden bu leş sistemi, içimizdeki sahte kurtarıcıları ve dışımızdaki efendileri sorgulamakta. Bu sorgulama artık sadece bir haykırış değil, büyük bir hesaplaşma olmalı.

6. Filo fiziksel olarak gitmedi; zihnimize, soframıza, dilimize ve ruhumuza demirledi. Ama biz hâlâ buradayız. Ve bu sefer sadece gemileri değil, içimize sızmış olan tüm o paslı zihniyeti de defedeceğiz.

Ya bu ateşi hep birlikte yeniden yakacağız ya da tarihin tozlu raflarında 'emperyalizmin en başarılı ve en uslu kuşağı' olarak yerimizi alacağız. Tercih bizim, zaman daralıyor ve bu sefer yanan sadece gemiler değil, bizzat ruhumuzdur.

Instagram

X

LinkedIn

Facebook

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

İçeriğin Devamı İçin Tıklayın

Popüler İçerikler

Aşiret Ağası Rolündeki İlhan Şen Kan Davalı Vatandaşları Barıştırdı
Berlin’deki Söyleşide Gelen Soruya Özgü Namal’dan Dikkat Çeken Türkiye Cevabı
Dededen Kalma Tarlayla 15 Daire Alan Kullanıcıya İki Çift Lafı Olan Goygoycular