Ancak uzmanlara göre bu alışkanlık, sanılanın aksine hem temizlik performansı hem de enerji tüketimi açısından her zaman doğru sonuç vermiyor. Teknik servis uzmanları ve tekstil profesyonelleri, 40 derecenin çoğu zaman ne tam tasarruf ne de etkili hijyen sağladığını vurguluyor.
“Ne az kirliye uygun ne de çok kirliye yeterli”
Uzmanlara göre 40 derece programının temel sorunu, iki arada bir derede kalması. Hafif kirli çamaşırlarda 30 derece genellikle yeterli olurken, 40 derece gereksiz yere suyu ısıtarak enerji tüketimini artırıyor. Öte yandan yoğun kirli, yağlı veya inatçı lekeli çamaşırlarda ise bu sıcaklık yetersiz kalabiliyor. Sonuçta makine çalışıyor, elektrik harcanıyor ama beklenen temizlik sağlanamıyor.
Zaten kumaş üzerindeki etkiketler yıkanması gereken sıcaklığa dair yol gösterici oluyor. Günümüzde bir çok tekstil ürünü yüksek sıcaklıkta mahvoluyor. Nevresim ürünleri bile 30° tavsiyesiyle satılıyor çünkü çoğunun içeriği polyester maalesef. 60'ta yıkanınca çekiyor, soluyor, niteliğini kaybediyor. Bir çok tekstil ürünü böyle. Kaliteye ulaşmak isteyen çok dhaa yüksek rakamları gözden çıkarmak zorunda kalıyor.