Her ne kadar yetişkinliğe 18'imizde adım atsak da, 'gerçek yetişkinlik'le 30'umuza girmek üzereyken bütünleşiriz. Bu bütünleşme esnasında ise bu gerçekleri güçlü bir şekilde hissederiz. İşte onlardan 14 tanesi:
Her ne kadar yetişkinliğe 18'imizde adım atsak da, 'gerçek yetişkinlik'le 30'umuza girmek üzereyken bütünleşiriz. Bu bütünleşme esnasında ise bu gerçekleri güçlü bir şekilde hissederiz. İşte onlardan 14 tanesi:
Özel olduğunu düşünürken, diğer insanlardan o kadar da farkın olmadığını, sıradanlığın pençesine düştüğünü anlarsın.
Bu sorumluluklar 20'lerin başındakilere benzemez, daha büyük sorumluluklardır ve sorun ne olursa olsun o topa girmen gerektiğini bir şekilde kabullenirsin.
Kaçmak yerine üstüne gidersin.
Arkadaşların, akrabaların, sevgililerin... Hayatından çıkanların ardından geriye topu topu 3-4 kişi kalır, işte onlar senin gerçek dostlarındır.
Böyle bir çevrede kendini şekillendirme uğraşıyla boğuşursun.
Hayır demedikçe olan sana oluyor çünkü.
Herkesin derdi kendine yetiyor, önemser gibi görünürler ama eve gider gitmez unuturlar bile.
'Senin gibilerini çok gördüm ben.' diyecek kadar tecrüben vardır artık.
Muhtemelen 30'lar da böyle hissettirecek, belki de çok daha hızlı. Bu durumu daha olgun karşıladığın için yapmak istediklerini ertelemeyi bırakıp tek tek yapmaya başlarsın.
Hayatın farklı bir evresine geçersin, belki de evliliğin beklediğin gibi olmadığını görmüşsündür. 'Biz herkes gibi olmayız' derken herkes gibi oluvermişsinizdir.
Nazım Hikmet'in de dediği gibi; 'İnsan birisiyle yaşlanmalı, birisi yüzünden değil'.
Bu yüzden de ne kadar verimli olsan da karşılığını alman çok mümkün olmaz.
O eski seni çok uzakta bırakmışsındır.
Para kazanmak için yırtınırsın ama paradan daha önemli şeylerin olduğunu küçük yaşanmışlıklarla öğrenirsin.
Herkes pılını pırtısını toplayıp giderken ailen yine her daim yanında olur.
Bu bir pişmanlık cümlesi gibi dursa da öyle değildir. Olgunluğun verdiği o özgüvenin tadını çıkarmaktır. Şimdiki yaşını seversin, çünkü hayatının kontrolü tamamıyla senin ellerindedir.
Yaşanmışlıkları daha fazla olduğu için onlar olgunluğu çok daha erken tatmışlardır.
Her zaman böyleydim. Ne düşüncelerim değişti, ne hayata bakışım. On beşimde de yirmisinde de şimdi de. Çok fazla okumanın bi getirisi de erken yaşlardaki hayat tecrübesi sanırım. Sonra bi bıkkınlık geliyo. Sanki elli kere doğmuşsun, defalarca evlenmişsin, onlarca çocuğun var, milyon tane şehir gezmişsin, milyarlarca insan tanımışsın, bin tane işe girip çıkmışsın. Ne söylesen hep haklısın. Hep haklı olmak da çok zor azizim! Önce kabul etmiyolar. Sonra ufaktan ufaktan senin söylediğine geliyolar. O götün götün senin dediğine gelmeleri de ayrı bi haz veriyo tabii.
hep düşündüğüm şu oldu beni çok seven arkadaşlarım şimdi nerde kimse kalmıyor arkadaşlar yanınızda meslek sahibi oluyosunuz yanınızda bi tek aileniz oluyor o yüzden ailenize iyi davranın onlarla daha çok vakit geçirin
33 üm bunu niye okudum :)