3 Gün Süren Efsane Tenis Maçı: John Isner - Nicola Mahut

2010 Wimbledon Tenis Turnuvası'nda karşılaşan Amerikan John Isner ile Fransız Nicolas Mahut, hem yaptıkları kıyasıya mücadele hem de toplam oyun süresi ile tarihe geçmeyi başardı. Tam 3 gün sürerek dünyanın en uzun tenis maçına dönüşen muhteşem karşılaşma, aynı zamanda en fazla oyun oynanan maç ve en fazla ace yapılan maç rekorlarına da sahip oldu. 

Tenis tarihinin sadece en uzun değil, en ikonik karşılaşmalarından olan bu efsane hakkında bilinmesi gereken tüm özel detayları sizler için derledik!

1. Dünyanın en uzun tenis maçı olarak tarihe geçti.

22 Haziran 2010 Salı günü, turnuvanın 2. gününde başlayan efsane maç, Wimbledon tenis tarihi boyunca birçok rekora imza atılan maç oldu. Havanın erken kararması nedeniyle defalarca ara verilen maç ancak 24 Haziran 2010 Perşembe günü tamamlandı. 11 saat 5 dakikalık süresiyle dünyanın en uzun tenis maçı rekorunu kazandı. Toplam 138 oyun oynanan ve 8 saat 11 dakika süren mücadele, en fazla oyun oynanan set rekorunun yanı sıra en uzun set rekorunun da sahibi oldu.

2. Skor boardlar tenis mantığını zorladı.

3 güne yayılan maçın son seti 70-68'lik skor ile bitti. Tenis dünyasında pek alışık olmadığımız bu skorlar, kendi dönemi için akıl almazdı. Çünkü o dönem Wimbledon final setinde tie-break kuralı uygulanmıyor ve setler, oyunculardan biri iki puan fark yakalayana kadar devam ediyordu. 8 saatten uzun süren son setin kazananı ise John Isner oldu.

3. Güneş ışığı yetersizliği sebebiyle maça defalarca ara verildi.

Maçın günlere yayılmasının temel sebebi güneş ışığının yetersizliğiydi. Wimbledon'da o dönem merkez kort dışındaki ışıklandırma yeterli değildi. Bu nedenle 22 Haziran Salı günü başlayan maç, 4 set sonra havanın kararması sebebiyle ertesi güne uzadı. 23 Haziran Çarşamba günü 16:05'de başlayan mücadele 23:10'a kadar oynandı. 5. sette durum 59-59 iken havanın kararması sebebiyle bir kez daha ertelendi. Ve ancak 24 Haziran Perşembe günü tamamlandı.

4. Sadece fiziksel değil mental bir sınavdı.

Oyuncular her seferinde soyunma odasına gidip, ertesi gün hem fiziksel hem zihinsel gücünü koruyarak korta tekrar çıkmak zorunda kaldı. Bu da maçın zaten yüksek olan zihinsel yükünü çok daha fazla artırdı. Saatler boyunca konsantrasyonunu korumaya devam eden oyuncular, tüm tenis dünyasının saygısını kazandı. Çünkü ufacık bir hata, sayısız rekorlar kırılan maçın bitmesi anlamına gelebilirdi.

5. İki oyuncu da servis atarken adeta duvara döndü.

Tenis literatüründe 'mental dayanıklılık' olarak geçen mücadelede konsantrasyon en üst seviyedeydi. Bunun en çok görüldüğü yer ise üst üste kullanılan muhteşem servislerdi. Isner 112 ace, ile bir maçta en fazla ace yapan oyuncu rekorunu kırarken, Mahut 103 ace ile bu sıralamadaki ikinci isim oldu. Toplam 215 ace yapılan mücadelenin geneli ise dünyada en fazla ace yapılan maç rekorunu elde etti.

6. 2010 Wimbledon'ın ilk turu olmasına rağmen finalden çok konuşuldu.

Efsanevi maç, turnuvanın ilk müsabakalarındandı. Fakat günlere yayılan uzunluğu ile final oyunundan bile çok konuşuldu. Sporcuların dayanıklılık, azim ve zihinsel güç sınırlarını zorlaması sebebiyle bir Grand Slam finali kadar ilgi gördü.

7. İzleyiciler için unutulmaz bir deneyimdi.

Tenis tarihinin en ikonik karşılaşmalarından olan mücadelenin her dakikası ayrı heyecana sahipti ve bu özelliğiyle tribündeki izleyiciler için unutulmaz bir deneyime dönüştü. Günler süren mücadeleyi takip etmek hem seyirciler hem de hakemler için fiziksel olarak zorlayıcıydı. Tıpkı sporcular gibi izleyiciler de günlerce aynı korta geri dönüyor, hakemler vardiyalı çalışıyordu. Bu bile maçın, sınırları ne kadar zorladığını kanıtladı.

8. Kurallar bu maçın ardından tartışma yarattı.

2010 Wimbledon kuralları, bu maçın ardından sorgulanmaya başlandı. Özellikle karşılaşmanın 2 güne yayılan son seti, tie-break kuralının düşünülmesine yol açtı. Bugün Wimbledon da dahil olmak üzere birçok tenis turnuvasında, final setlerinde uygulanan tie-break kuralları, bu maçın ardından devreye girdi.

9. Isner maçı kazanmış olsa da turnuvada ilerleyemedi.

John Isner maçı kazanmasına rağmen turnuvada derece elde edemedi. Bir üst tura çıktı ancak 3 günlük sıra dışı mücadelenin ardından fiziksel olarak daha fazla yükü kaldıramayacağını açıkladı. Sonraki maçta ise oldukça kısa süre sonra elendi. Birçok kişiye göre günler süren maçın aslında kazananı yoktu.

10. Tenisin sonsuza kadar süremeyeceğini kanıtladı.

Bu maç, tenis gibi üst düzey efor ve zihinsel dayanıklılık isteyen bir sporun en çok ne kadar uzayabileceğini teoride göstermiş oldu. Hem skor tabelası hem de mücadele süresi, oyuncuların fiziksel sınırlarının ne kadar zorlanabileceğini gösterdi. Tenis tarihinde sıradan bir mücadeleden çok, üzerine birçok yorumun yapıldığı ve dersin çıkarıldığı bir teori olarak kullanılmaya başlandı. Bu özelliğiyle tenis tarihinin dönüm noktalarından biri oldu.

İçeriğin Devamı İçin Tıklayın

Popüler İçerikler

Bir Banka Çalışanı, ATM'den Para Çektikten Sonra Dolandırılmamak İçin Hangi Tuşa Basılması Gerektiğini Söyledi
Hakim, Perperişan Şarkısının Sözleri Nedeniyle Hapsi İstenen Mabel Matiz'e Sordu: "Bu Şarkı Erkeğe mi Yazıldı"
2010 Yılındaki Nokia Siparişi 16 Yıl Sonra Eline Ulaştı