2026’da Lüks Gayrimenkul Yeniden Tanımlanıyor

2026 itibarıyla lüks gayrimenkul, büyük metrekarelerden şehir merkezinde zaman kazandıran, güvenlikli ve deneyim odaklı nitelikli rezidanslara doğru kalıcı bir dönüşüm yaşıyor. Bu yeni dönemdeki beklentileri ve sektörün yönünü Türkerler Holding Satış ve Pazarlama Direktörü Dilek Karagöz ile konuştuk.

2026 itibarıyla lüks gayrimenkul sektöründe nasıl bir tabloyla karşı karşıyayız?

2026’ya geldiğimizde lüks gayrimenkulde çok net bir kırılmanın kalıcı hale geldiğini görüyoruz. Üst gelir grubu için artık mesele sadece büyük bir eve sahip olmak değil; zamanı doğru kullanmak, şehirle bağını koparmadan kaliteli bir yaşam sürmek ve güvenli, erişilebilir bir çevrede yaşamak. Bu da lüks konut tercihlerini kökten değiştirmiş durumda.

Bu değişimin en belirgin yansıması nerede görülüyor?

En belirgin değişim, villa tipi konutlardan şehir merkezindeki nitelikli rezidanslara yönelimde görülüyor. Bir dönem şehir dışı, müstakil yaşam çok cazipti. Ancak bugün ulaşım, sosyal hayata erişim ve günlük yaşamın verimliliği daha öncelikli hale geldi. Üst segment alıcılar, artık şehir merkezinde geniş, ferah ve tam donanımlı yaşam alanları arıyor.

2026’da “lüks” kavramı nasıl tanımlanıyor?

Lüks artık tek başına metrekareyle ölçülen bir kavram değil. Konum, manzara, hizmet kalitesi, güvenlik, sosyal erişim ve yaşam deneyimi bir bütün olarak değerlendiriliyor. Şehir merkezinde, prestijli bir lokasyonda, yüksek standartlarda ama aynı zamanda sakin ve kontrollü bir yaşam sunabilen projeler öne çıkıyor. Lüks, bugün daha akılcı ve daha deneyim odaklı bir kavram.

Üst gelir grubunun beklentileri önceki yıllara göre nasıl değişti?

Beklentiler daha net ve seçici hale geldi. Alıcılar artık “her şeye sahip” projeler yerine, hayatlarını gerçekten kolaylaştıran, zamandan kazandıran ve uzun vadede değerini koruyan yaşam alanlarını tercih ediyor. Geniş iç mekanlar, yüksek tavanlar, manzara, güvenlik altyapısı ve profesyonel yönetim, 2026’da vazgeçilmez kriterler arasında.

Şehir merkezine dönüş kalıcı bir trend mi, geçici bir eğilim mi?

Bu artık geçici bir eğilim değil. Son yıllar itibarıyla şehir merkezine dönüşün kalıcı bir yaşam tercihi haline geldiğini söyleyebiliriz. Özellikle İstanbul gibi mega kentlerde, merkezde konumlanan ve doğru planlanmış lüks konut projeleri uzun vadeli talep görmeye devam ediyor. İnsanlar şehirden kopmadan, daha kontrollü ve kaliteli bir yaşam arıyor.

Rezidans yaşamı, villa konforunu gerçekten ikame edebiliyor mu?

Doğru kurgulandığında evet. Bugün rezidans yaşamı; güvenlik, hizmet, sosyal alanlar ve teknik altyapı açısından villalara kıyasla çok daha sistemli bir yapı sunabiliyor. Üstelik bunu şehir merkezinde yapıyor. Bu da özellikle iş dünyasında aktif, sosyal hayatı güçlü olan üst segment kullanıcılar için ciddi bir avantaj yaratıyor.

2026’da lüks konut alıcısı yatırım mı, yaşam mı odaklı?

Aslında ikisi birden. 2026’da üst segment alıcı, yaşadığı yerin aynı zamanda güçlü bir yatırım değeri taşımasını istiyor. Lokasyon, marka değeri, yapı kalitesi ve uzun vadeli korunabilirlik bu noktada belirleyici oluyor. Sadece bugünü değil, yarını da düşünen daha bilinçli bir alıcı profili var.

Deprem ve sürdürülebilirlik gibi başlıklar lüks segmentte ne kadar etkili?

Artık çok etkili. Deprem güvenliği, mühendislik kalitesi ve sürdürülebilir malzeme kullanımı, lüks segmentte bir “artı” değil, temel gereklilik haline geldi. Lüks; artık sadece estetik değil, aynı zamanda sorumluluk anlamına geliyor.

İstanbul’un lüks konut haritası 2026’da nasıl şekilleniyor?

İstanbul’da merkezi akslar, özellikle iş ve sosyal yaşamın kesiştiği bölgeler ön plana çıkıyor. Alıcılar, her yere yakın olmayı, şehirle temas halinde kalmayı önemsiyor. Bu da İstanbul’un merkezinde, sınırlı sayıdaki nitelikli projelerin değerini daha da artırıyor.

2026 sonrası için lüks gayrimenkulde nasıl bir yön öngörüyorsunuz?

Önümüzdeki dönemde daha az ama daha nitelikli projeler göreceğiz. Lüks konut, nicelikten çok nitelik üzerinden değerlendirilecek. Yaşam kalitesi, mimari sadelik, teknik mükemmeliyet ve doğru lokasyon birleşimi her zamankinden daha önemli olacak. 2026, bu yeni dönemin artık netleştiği bir yıl.

Çiftçi Towers Türkerler bu beklentilere nasıl yanıt veriyor?

Çiftçi Towers Türkerler, bu dönüşümün en güçlü örneklerinden biri. İstanbul’un en prestijli lokasyonlarından Nispetiye’de yer alan proje, şehir merkezinde ferahlığı yeniden tanımlıyor. 100 metrekare net salonlara ve 250 metrekareye ulaşan net kullanım alanlarına sahip dairelerimiyle, rezidans yaşamında alışılmış kalıpların ötesine geçiyor. Boğaz, Haliç ve tarihi yarımadayı kapsayan 360 derecelik panoramik manzara ise projeyi mimari ve yaşam kalitesi açısından benzersiz kılıyor. Projenin 3.15 metre tavan yüksekliği, panoramik cam cepheleri, ferah daire planları ve modern rezidans hizmetleriyle şehirli yaşamda yeni bir standart oluşturuyor. Dünyanın önde Mimarlık Ofisi John McAslan ve öncü mühendislik şirketi ARUP tarafından geliştirilen Çiftçi Towers Türkerler, depreme dayanıklı altyapısı, sürdürülebilir donatıları ve akıllı bina teknolojileriyle sadece konforu değil, güvenliği ve geleceği de ön planda tutuyor. Çiftçi Towers Türkerler bugün Türkiye’nin lüks konut alanındaki referans projelerinden biri konumunda. Söz konusu villadan şehir merkezindeki lüks konutlara geçişte de öncelikli tercihler arasında yer alan bir proje olarak dikkat çekiyor.

Instagram

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio 

İçeriğin Devamı İçin Tıklayın

Popüler İçerikler

Avustralya'da Bir Kasaba Haraptar Köyü Gibi Halkıyla Satışa Çıkarıldı
Hakkında Yakalama Kararı Bulunan Barış Murat Yağcı, Survivor'dan Diskalifiye Edildi!
Manchester City-Galatasaray Maçı Öncesi ESPN'den Galatasaray Analizi