Klasik tıp yöntemlerini reddediyor, semptomlarını hafifleten ilaç kullanmak istemiyordu. Bunun yerine dua, meditasyon, mantralar ve bitkisel tedavilere yönelmişti. Julie, bu tercihlere tamamen saygı duyduğunu belirtti.
“‘Bu ilaçları kullanmak istemiyorum, kendi yöntemimi uygulayacağım’ dedi. Ve kendi yöntemi dua, meditasyon, farklı ses çalışmaları ve çeşitli bitkilerdi. Bunların karanlık veya kötü olduğunu düşünmüyorum, hiç de değil.”
Ancak zamanla hastanın durumu hızla kötüleşti. İletişim kurmakta zorlandı, nöbetler geçirdi ve giderek huzursuzlaştı. Bitki yağı kullanmasına izin verdi, ama yoğun siyah madde yüzünü ve ağzını kaplamıştı.
Julie’yi en çok rahatsız eden ise kadının dairesindeki atmosferdi. Arkadaşları evi tavanından tabanına beyaz örtülerle kaplamıştı, ama Julie’nin anlattığına göre ortam hiç de ferah veya huzurlu hissettirmiyordu.
“İçeri adımımı attığım anda midem bulanıyordu. Kötü bir his vardı. Fiziksel olarak korkuyordum, tüm benliğimle hissettiğim bir şeydi. Bunu inkar etmek istiyorum ama olumsuz bir enerji vardı.”
Dualar, dini müzik ve mantralar olmasına rağmen Julie, ortamın ve hastanın kendisini huzursuz ettiğini söyledi.
“Hasta da iyi hissettirmiyordu. Hafif veya huzurlu değil, çok kötü bir enerji vardı.”
Julie, yaşadıklarının çoğunu kontrolsüz semptomlarla açıklayabileceğini kabul etse de, hissettiği olumsuz enerjinin hastanın ölümü sonrasında da geçmediğini belirtti.
“Hastamız sonunda vefat etti. Ölümü iç açıcı değildi. Ölümünden sonra bile dairedeki kötü his gitmedi, oradan çıkmak istedim.”
Julie, bu deneyimi o zamanlar kimseyle paylaşmamıştı, hala da etkisinden kurtulamadığını söylüyor:
“Söylemek istediğim tek şey, bu benim inançlarımı sorgulatan tek durum. Acaba kötü enerjiler gerçek mi? Bilmiyorum...'
yapacağınız içeriği halı silkeler gibi silkeleyim yaaaaa :):):):):):):):):):):):):):):)
E ne kattı bu içerik şimdi bize? Ne anlamamız gerekiyordu da, neyi kaçırdık mesela?