İstatistikler soğuktur ama gerçekleri söyler: Boşanan çiftlerin %88,6’sı gerekçe olarak 'Geçimsizlik' diyor. Hukuki bir terim olarak çok geniş dursa da, bu şemsiyenin altında çoğu zaman 'para yetersizliği' değil; 'parayı konuşamama tedirginliği' yatıyor.
Çiftler aşkın bittiğinden değil; birbirlerinin finansal kaygılarını, korkularını ve beklentilerini yönetemedikleri, o görünmeyen odanın kapısını açamadıkları için uzaklaşıyor.
Büyük Paradoks: Dışarıyı Konuşuyor, İçeriyi Susuyoruz
Toplumsal olarak ilginç bir 'sessiz anlaşma' içindeyiz. Takside, ofiste, arkadaş sohbetlerinde herkes ekonomi uzmanı. Enflasyon, kurlar, zamlar... 'Makro Ekonomi'yi (Dış Dünyayı) konuşmak bizi birleştiriyor, bir tür 'kader ortaklığı' yaratıyor.
Ama kapı kapanıp eve girdiğimizde, 'Kendi Ekonomimiz' (Mikro Dünya) hakkında derin bir sessizlik başlıyor.
Kadınlar: Bazen 'sorun çıkarmayan uyumlu eş' olmak, bazen de 'güçlü duruşunu' bozmamak adına endişelerini içine atıyor.
Erkekler: Toplumsal rollerin sırtlarına yüklediği o ağır 'her şeye yeten güç' baskısı altında, yetersizlik hissini saklayarak sessizce yoruluyor.
Sonuç? 'Finansal Mesafe.' Eşinden gizli harcama yapmak ya da borçları saklamak... Uzmanlar buna 'Finansal Sadakatsizlik' dese de, biz buna daha yumuşak bir isim verelim: 'Korkudan doğan gizlilik.' Çünkü temelinde, 'Gerçeğimi seninle paylaşırsam, beni yargılar mısın?' endişesi yatıyor.